Dental asit erozyonu nedir?


Home » Genel » Dental asit erozyonu nedir?

Dişlerdeki erozyon, dental sert dokuların bakteriler ile değil de, asitleri içeren kimyasal bir reaksiyona bağlı olarak geri dönüşümsüz kaybıdır. İngiltere’de gençler ve çocuklar üzerinde gerçekleştirilen bir araştırmada, süt ve daimi dişlerdeki erozyon oranının sırasıyla %65 ve %62 olduğu gösterilmiştir.

Erozyon genellikle tek başına oluşmaz. Asitlerin etkisiyle yumuşayan dental mine, diş fırçalama veya dişlerin temasına örneğin diş sıkma veya gıcırdatma alışkanlığı olan bireyler) bağlı olarak kolaylıkla aşınabilir.

Diş çürüğünün etiyolojisinden farklı olarak, aşınma sürecinde etkili olan asitler, plak biyolfilm mikroorganizmaları tarafından üretilmemektedir. Gasdtric asidin oral kaviteye ulaştığı durumlar olan kronik regürjitasyon ( Yenilen yiyecek ve içeceklerin, kusma olmaksızın ağıza geri gelmesi), kusma veya reflü gibi iç kaynaklardan ya da çevre, ilaçlar ve en önemlisi beslenme olmak üzere dış kaynaklardan köken alırlar.

Bu makalenin amacı, dental erozyonda beslenmeyle ilgili risk faktörlerini incelemek ve dental klinikte önlenmesi ve tedavi edilmesi amacıyla öneriler sunmaktır.

DENTAL EROZYON ve ASİDİK BESLENME (Asit erozyonu)

Birçok içecek ve gıdada, teorik olarak da olsa, erozyona yol açabilecek asitler mevcuttur. Asitli içecekler arasında, alkol içeren veya içermeyen içecekler vardır.

Gazlı asidik içecekler, karbonatlı ve meyve aromalı sıvılar, meyve suları, enerji ve spor içecekleri gibi, şekerli veya şekersiz çok sayıda sıvıyı kapsamaktadır.

Hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkelerde gazlı ve asitli içeceklere ulaşabilme kolaylığı ve tüketimin artması, tüketimlerine bağlı potansiyel zararlı etkilere yönelik endişelerin doğmasına yol açmıştır.

Gazlı içecek tüketimi ve dental erozyon arasında muhtemel bir ilişkinin gösterildiği çok sayıda kanıt mevcuttur.

Gençler ve çocuklar üzerinde gerçekleştirilen çalışmalarda, her gün gazlı içecek tüketenlerin dental erozyon eğiliminin, tüketim sıklığı daha az olan çocuklara oranla fazla olduğu ve erozyon riskinin günlük tüketilen gazlı içecek miktarı ile arttığı gösterilmiştir.

Bu tür içeceklerin yatmadan hemen önce tüketilmesinin ise dişler üzerinde özellikle zararlı olduğu bildirilmiştir. Saf meyve sularının beslenmeye önemli katkıları olsa da, günlük 1 bardak ve tercihen öğün sırasında tüketilmeleri önerilmektedir.

Bir içeceğin erozyon potansiyeli, pH’ı, türü ve içerdiği asit miktarı, kalsiyum, fosfat ve flor konsantrasyonları tarafından belirlenmektedir. İçeceğin kimyasal özelliklerinin yanı sıra, içilme alışkanlığı ile ilgili durumlar da dental erozyon gelişimini etkileyebilir.

Yudumlayarak içmek veya yutmadan önce ağızda dolaştırmak, asitlerle olan temas süresini uzatarak eroziv potansiyeli artırırken, soğuk içeceklerin eroziv potansiyeli oda sıcaklığına göre daha az olabilmektedir.

Asitli içecek tüketiminin oral etkilerine yönelik artan endişeler nedeniyle, düşük-eroziv özellikte içecekler geliştirilmesi girişimlerinde bulunulmuştur. Ancak bu tür içecekler mevcut olsa bile, tüketim miktarları fazla olmamalıdır.

Alkollü içeceklerin fazla tüketimi, sadece asit içeriklerinden dolayı değil, sebep oldukları gastroözefagal reflü, kusma ve tükürük değişiklikleri nedeniyle de erozyona yol açarlar. Alkol tüketimi ve dental sağlık arasındaki ilişki hakkında sınırlı miktarda bilgi mevcuttur.

Olgu çalışmalarında, asitli meyvelerin (özellikle narenciye, elma ve küçük ağaç çileği türleri) aşırı tüketiminin dental erozyona neden olduğu bildirilmiştir. Ancak in-vitro çalışmalar, meyvelerin eroziv potansiyellerinin, meyve sularından çok daha az olduğunu göstermiştir. Kesit çalışmalarının (cross-sectional) sonuçları da meyve tüketimi ve dental erozyon/diş aşınması arasındaki ilişkiyi destekleyecek yeterli kanıt bulunmamıştır.

Meyveler, önemli vitamin, lif ve diğer fitokimyasal madde kaynaklarıdır ve oral kansere karşı koruyucu olabilirler. Çocukların meyve tüketim miktarları da genellikle düşüktür.

Tüm bu bulgular değerlendirildiğinde, dental erozyonun azaltılması amacıyla meyve tüketiminin sınırlanması yönünde yeterli kanıt elde edilmemiştir.

Öğün aralarında sıklıkla tüketilen meyveli tatlılara özel olarak dikkat edilmelidir. Bu tür bir tüketim, oral kavitenin asitle temas süresini uzatmakla kalmaz, aynı zamanda da iştahı kapatarak çocukların yemek sırasındaki gıda alımlarını da sınırlar.

Bazı gıdaların oral sağlık üzerine koruyucu etkileri olabilir. Asitli bir içecek alımının ardından, 20 gr sert peynir tüketilmesinin mine yumuşamasını bir dereceye kadar önlediği saptanmış ve dental erozyonun önlenmesinde beslenmeye yönelik olarak önerilmiştir.

Eroziv potansiyeli olan içecekler


Eroziv potansiyeli olan gıdalar

DENTAL EROZYONUN ÖNLENMESİNDE BESLENME ÖNERİLERİ

Oral sağlık için uygulanabilecek beslenme önerileri genel sağlık için olanlardan farklı değildir. Gazlı içeceklerin tamamen yasaklanması gerçekçi olmamakla birlikte, diş hekimliği pratiğinde beslenme önerileri bazı durumları hedeflemelidir:

Etiketler: