1. KRONİK İLTİHAP SONUCU DİŞETİ BÜYÜMELERİ


Bazı vakalarda, kronik iltihaplı dişeti büyümeleri saplı veya yaygın bir tarzda tümöre benzer gelişmeler gösterebilirler.

Bu büyümeler dişeti papilinden olduğu gibi dişeti kenarı veya yapışık dişetinden köken de alabilirler. Bu lezyonlar çok yavaş olarak büyürler ve ağrısızdırlar.

Bazen kendiliğinden küçülürler ve yeniden ortaya çıkıp büyümeye başlarlar. Kitlenin dişetine bağlandığı yerde ülserlere rastlanabilir. Bunlar ağrılıdırlar

Etyolojisi (Hastalık etkenleri):

Kronik iltihap sonucu oluşan dişeti büyümelerine neden, uzun süren yerel irritasyon (tahriş) lardır.

İrritasyonlar şu etyolojik etkenler sonucu meydana gelirler :

 

Mikroskopik yapıdaki değişiklik, dişetinin yapı, kıvam ve renk durumlarını tayin eder. Şayet lezyonda (dokularda oluşan zedelenme, doku hasarı ) iltihaplı hücre ve likit miktarı fazla olursa, dejeneratif bozukluklar mevcutsa dişeti rengi koyu kırmızı veya mavimtrak kırmızı bir görünüşte olur ve yüzey parlak, kıvam ise yumuşaktır. Böyle bir dişeti kolayca kanar.

Mikroskopik olarak, dokuda fibroblastlar ve kollagen fibriller fazla ve lezyonda fibrotik bir aktivite varsa doku klinik olarak sıkı, dirençlidir renk te pembedir.

2. GELİŞİM İLE İLGİLİ DİŞETİ BÜYÜMELERİ

Dişlerin sürmeleri esnasında dişetlerinin çevrelerinde ve özellikle dudak yüzlerinde dişeti kabarmalarına rastlanabilir. Genel olarak kuronun yarısı ağız içerisine sürdüğü zaman ortaya çıkarlar. Bu büyümeler kendiliğinden diş sürmesi tamamlanınca kaybolurlar. Epitelyal ataşmanın mine üzerinden mlne-sement birleşimine yerleşmesiyle büyümelerin de ortadan kalktığı bildirilmiştir

Gelişim ile İlgili dişeti büyümeleri fizyolojik bir büyüme olarak kabul edilebilirler. Bunlar, herhangi bir problem de ortaya çıkarmazlar. Bununla beraber, bu büyümeler dişeti kenarındaki iltihap ile birleşince geniş bir kütle haline dönüşebilirler. Bu durumda, tedavide dokuyu kesip çıkarma yerine dişeti iltihabını giderme yöntemleri tercih edilmelidir.

3. İLTİHAPSIZ HİPERPLASTİK DİŞETİ BÜYÜMELERİ

Dişeti hiperplazisine (dokunun aşırı büyümesi) iltihapla beraber olabildiği gibi iltihap olmadan da rastlanabilir. Hiperplazide, doku veya organın hücre komponentlerinin sayısında bir artma ile o doku veya organda hacim bakımından bir fazlalık, büyüme olur.

İltihapsız dişeti hlperplazisinde yerel etkenlerin rolü yoktur ve sistemik faktörlerle meydana gelirler. Çok sık rastlanılmaz ve dilantin tedavisi altındaki bireylerde çok görülür. Sodium diphenyl hydantoinate (dilantin sodium veya epanutin) kullanan epileptik hastalarda ve özellikle gençlerde % 3-62 oranında dişeti hiperplazisine rastlandığı bildirilmiştir. Dişeti büyümesinde, ilacın dozu ve kullanma süresinin bir rolü olduğu kesinlikle gösterilememiştir.

Lezyon ilk olarak ağrısız dişetinin vestibül (yanak tarafı) ve lingual (dil tarafı) kısımlarındaki kenarlarda ve dişeti papillerinde (iki diş arası dişeti) kabarmalar şeklinde ortaya çıkar ve daha sonraları bütün dişlerin lingual ve vestibül yüzlerini örtebilir hatta okluzyona (kapanış) engel olabilir, iltihap lezyona karışmamış ise bu kitleler kanamaz, uçuk pembe, sıkı bir kıvamda ve mor dut şeklindedir.

Dişeti hiperplazisi, dişeti kenarının daima okluzal yönde (iki çene dişlerinin arasındaki düzleme oklüzal düzlem denir) büyümesiyle oluşur yani yapışık dişetinin büyüyen kitlelerden hat şeklinde bir oluk ile ayrılışı karakteristik bir özelliktir.

Lezyonlar, dişlerin çekildiği yerlerde görülmez ve diş çekilmesiyle ortadan kaybolurlar. Cerrahi olarak çıkarıldıklarında nüksederler, ilacın bırakılmasi ile aşağı yukarı bir iki ay içinde kendiliğinden ortadan kaybolurlar.

Dilantin ile oluşan bu dişeti büyümeleri, plak, diştaşı, materia alba, dişeti üzerine taşkın dolgular ve keskin kavite kenarları gibi irkiltici etkenlerle iltihaplı bir şekil alabilirler. Bu durumda renk mavimsi kırmızı olur, dişeti temasla kolay kanar, lobüllü yüzey özelliği de kaybolabilir.

4. AİLEVİ, KALITSAL VEYA İDİOPATİK DİŞETİ BÜYÜMELERİ

Gingivomatosis elephantiasis, diffuse fibroma, ailevi elefantiasis, idiopatik fibromatosis, kalıtsal veya idiopatik hiperplazi, kalıtsal dişeti fibromatosisi, konjenital ailevi fibromatosis gibi isimler verilen dişeti büyümelerine oldukça ender rastlanır ve etyolojisi de pek tayin edilemez.

Dilantin ile oluşan dişeti hiperplazisinde büyümeler daha ziyade dişeti papili ve kenarında olurken bu lezyonda yapışık dişetinde de büyüme vardır.

Her iki çenede de oluşabilen bu lezyonda dişeti büyümesi pembe, sıkı kıvamda ekseriya deri kıvamında, pürtüklü bir yüzeye sahip görünüştedir, ileri vakalarda dişler iyice büyümelerle örtülür. Bu büyümelerden dolayı dişler bazen yer değiştirebilirler ve bazı vakalarda da dişeti kenarlarında iltihaba rastlanır. Etyolojisi (etken sebepler) kesin olarak bilinmemektedir. Fakat kalıtım ile ilgisi olduğu zannedilmektedir. Lezyonlar ekseriya süt ve sürekli diş sürmeleriyle birlikte ortaya çıkarlar.

5. HORMONAL DİŞETİ BÜYÜMELERİ

a. Gebelikte Dişeti Büyümeleri : Gebelik esnasında dişetinde görülen büyümeler, ya dişeti kenarlarında, papillerde olmak suretiyle lokalize veya çok sayıda tümör kitleleri şeklinde genel büyümeler halinde görülürler. Gebelikte dişeti kenarındaki büyümeler daha önce iltihaplı olan alanlardan başlamaktadır. Yani tamamen sıhhatli olan dlşetlerinde gebelik esnasında dişeti büyümelerine rastlanmamıştır. O halde gebelik bu büyümeleri başlatan bir faktör değildir. Gebelikte doku metabolizmasındaki değişiklik yerel irritanlara karşı dokunun reaksiyonunu artırmaktadır.

Klinik olarak bu büyümeler daha ziyade diş aralarında başlar. Büyümeler parlak kırmızı, yumuşak bir görünüştedir. Hafif bir uyarma ile veya kendiliğinden kanama olabilir. Gebelik tümörü adı da verilen bu lezyonlar bir neoplazma olarak kabul edilmemelidir. Genellikle, gebeliğin ilk üç aylık döneminden sonra görülen bu lezyonlar yerel irritasyona olan iltihapsal bir cevaptır. Mantarımsı görünüşte de olabilen tümörümsü bu büyümeler saplı veya yaygın bir kaideyle de dişetine bağlı olabilir. Ancak, okluzyona engel olduğu zaman ağrılı ve üzeri ülserlidir. Üzerlerinde toplu iğne başı gibi kırmızı lekeler de görülebilir.

Tedavi : Tedavi olarak gebelik döneminde bu büyümelerin çıkarılması için acele etmemek gereklidir. Zira, gebelik sonunda bunların kendiliğinden küçüldükleri görülebilir. Ancak, gebelik döneminde bütün yerel irkiltici etkenler ortadan kaldırılmalı ve ağız hijyenine çok önem verilmelidir. Gebelikten sonra geçmeyen büyümeler ise kesilip çıkarılabilir.

b. Puberte (ergenlik) Döneminde Görülen Dişeti Büyümeleri : Puberte çağında dişeti büyümelerine sık olarak rastlanabilir. Bu büyümeler her İki cinste de görülür ve yerel irritasyonun olduğu diş bölgelerinde daha çok dikkati çeker

Klinik olarak dişeti kenarı ve özellikle dişeti papillerlnde lobüllü aşırı büyümeler olur. Genellikle, yalnız vestibül taraftaki dişetleri büyür. Dil tarafındaki dişetlerinde nisbeten daha az bir değişiklik vardır. Kronik marginal glngivitis’in bütün özellikleri bu tip dişeti büyümelerinde de vardır. Puberte çağının sona ermesiyle dişeti büyümeleri kendiliğinden ortadan kaybolabllirse de yerel irkiltici etkenlerin mevcudiyeti büyümelerin kalıcı olmasına neden olabilir.

Tedavi : Puberte çağında ağız hijyenine çok dikkat edilmeli. En az altı ayda bir diştaşları ve bakteri plakları dişhekimi tarafından kaldırılmalıdır. Puberte döneminden sonra geçmeyen büyümeler gingivektomi veya ginglvoplasti operasyonları ile düzeltilmelidir.

* * *
6.  C VİTAMİNİ EKSİKLİĞİNDE GÖRÜLEN DİŞETİ BÜYÜMELERİ

C vitamininin akut eksikliği dişeti iltihabına neden olmaz; fakat dişeti kanamasına, dişeti bağ dokusunun dejenerasyonu ve ödemine neden olur. Dişeti çevresinde bulunan yerel etkenler de işe karışırsa dişeti iltihabı meydana gelir. C vitamininin eksikliği ve yerel irkiltici etkenlerin etkisiyle dişetlerinde büyümeler olur.

Klinik olarak bu büyümeler daha ziyade dişeti kenarlarında mavimtrak kırmızı, yumuşak, kolayca zedelenebilecek kıvamda ve parlak yüzeyli bir haldedir.

Tedavi : Süratle C vitamini enjeksiyonları yapmak ve yerel etkenleri ortadan kaldırmak lazımdır. Klinik olarak dişeti kenarı ve özellikle dişeti papillerlnde lobüllü aşırı büyümeler olur. Genellikle, yalnız vestibül (yanak tarafı) taraftaki dişetleri büyür. Dil tarafındaki dişetlerinde nisbeten daha az bir değişiklik vardır. Kronik marginal gingivitis’in bütün özellikleri bu tip dişeti büyümelerinde de vardır. Puberte (ergenlik) çağının sona ermesiyle dişeti büyümeleri kendiliğinden ortadan kaybolabilirse de yerel irkiltici etkenlerin mevcudiyeti büyümelerin kalıcı olmasına neden olabilir.

Tedavi : Puberte çağında ağız hijyenine çok dikkat edilmeli. En az altı ayda bir diştaşları ve bakteri plakları dişhekimi tarafından kaldırılmalıdır. Puberte döneminden sonra geçmeyen büyümeler gingivektomi veya ginglvoplasti operasyonları ile düzeltilmelidir.

7. GRANÜLOMA PYOGENİCUM

Granuloma pyogenicum, küçük bir travmaya dokunun verdiği anormal bir cevap veya reaksiyon şeklinde ortaya çıkan dişeti büyümeleridir.

Lezyon, bazen saplı bazen geniş bir kaideyle altındaki dokuya bağlıdır ve küre şeklindedir. Parlak kırmızı veya morumsu renktedir. Genellikle, yüzeyde bir ülser ve onun da üzerinde cerahatli bir eksüda vardır. Senelerce aynı şekilde kalabildiği gibi fibroepitelyal papillom haline de dönüşebilir. Az bir travma ile kanama görülebilir. Klinik görünüşü gebelik tümörüne benzer

Tedavi : Granuloma pyogenicumun tedavisinde yapılacak iş, cerrahi yolla ortadan kaldırmak ve yerel irkiltici faktörleri sahadan uzaklaştırmaktır. Yüzde 15 vakada nüks görüldüğü bildirilmiştir.

Etiketler: